Kar ve Buz

admin | Fotoğrafçılık | Perşembe, 05 Temmuz 2007

Kar fotoğrafları hem genel, hem de ayrıntı verecek şekilde çekilebilir. Özellikle form (biçim) üzerine dayanan görüntüler oluşturulabilir. Karla kaplı bir yüzeyde yalnızca objelerin öne çıktığı ve başka bir lekenin olmadığı, sadelik kriterine uygun fotoğraflar daha çok çekilir. Donmuş su taneleri gibi ayrıntılar üzerine yoğunlaşmak da çok ilginç sonuçlar verebilir. Makro bir objektifle kar ya da buz dokusuna iyice yaklaşarak çok etkileyici sonuçlar elde edebilirsiniz. Ama bunları yaparken kendi gölgenizin konu üzerine düşmemesine de dikkat edin. Sis fotoğrafları ise ancak genel bir görüntüde kendini gösterecektir. Bu nedenle, eğer sisin içindeyseniz geniş açılı bir objektif, sisi uzaktan görüyorsanız uzun odaklı bir objektifle konuya yaklaşmak doğru olacaktır. Sis için yakın plan fotoğrafı söz konusu değildir.

Gölgede kar fotoğrafı çekerken renklerin ciddi biçimde maviye kaydığı görülür. Bu durumu düzeltmek için de gölgenin koyuluğuna bağlı olarak 81 serisinden “soğan kabuğu rengi” bir filtre kullanmanızı öneririm. Hafif bir gölge için 81A yeterlidir. Daha koyu gölgeler için 81B ya da 81C uygun olabilir.

Donmuş su damlaları ve kar yüzeyi, yakın plan çekimler için çok uygun konulardır.

Fotoğraf : Hayri Çalışkan

Beyaz Dengesi

admin | Fotoğrafçılık | Perşembe, 05 Temmuz 2007

Film SLR makinalarında (bildiğim kadarıyla) objektifin önüne takılan filtrelerle (ya da çekim yapacağınız ortam için ayarlanmış film kullanarak) ayarlanabilen beyaz dengesi dijital makinalarda artık istediğiniz zaman değiştirilebilir bir parametre halindedir. Çok büyük çoğunluk fotoğraf makinasında ‘otomatik’, ‘gün ışığı’, ‘gölge’, ‘tungsten’, ‘flash’, ‘ampul ışığı’ şeklinde önceden ayarlanmış değerler vardır, siz bulunduğunuz mekana göre bunları ayarlayıp doğru renkleri elde edersiniz. Daha gelişmiş makinalarda “custom” diye bir ayar daha vardır ki, bu ayarı kullanmak için önce o ortamdaki ya beyaz bir nesnenin (duvar, kapı, peçete vs) fotoğrafını çeker, sonra da ‘custom’ ayarını seçip o fotoğrafı gösterirsiniz.. Böylece makina o ortamda beyazın nasıl göründüğünü anlayıp doğru renk dengesini kurar. Aynı şeyi %18 gri bir yeri çekerek de yapabilirsiniz. Bu ‘custom’ beyaz dengesi ayarını çok kullanan insanlar bu işi yapmak için bir çok yöntem geliştirmişlerdir, örneğin avucunu hafif kapatarak avuç içinin fotoğrafını çekip bunu referans almak gibi..

BU arada beyaz dengesi demişken “Pringles” cipşlerinden bahsetmemek olmaz. Pringles cipşlerini bilmeyen varsa, uzunca bir boru şeklinde kutusu olan , yarı şeffaf beyaz plastik kapağı olan bir patates cipsidir. BIr çok insan bu pringles cipslerinin kapağını alıp beyaz dengesi belirlemek için kullanırlar. O da şu şekilde olur: Kapağı objektifin önüne kapatırsınız (sanki objektif kapağıymış gibi), ışık gelen bir yere tutarak objektif elle fokus ayarındayken bir fotoğraf çekersiniz, sonra o fotoğrafı referans fotoğraf olarak gösterirsiniz. Kullananlar çok başarılı sonuçlar verdiğini söylüyor. Aynı işi yapmak için 100 dolarlık çözümler olduğunu düşününce (Expo disc http://www.expodisc.com/) denemeye değer diye düşünüyorum :)

‘custom’ ayarı dışında Kelvin cinsinden beyaz dengesine ‘ince ayar’ yapmaya izin veren makinalar da vardır. Yani ‘iç mekan’ ayarını seçip, eğer beğenmedinizse kendi istediğiniz bir beyaz dengesi ayarını Kelvin cinsinden verebilirsiniz (bir iki paragraf aşağıda detaylı bir Kelvin açıklaması var).

Eğer çekeceğiniz fotoğrafın renk dengesinden emin olamazsanız, “white balance bracketing” denen ve sizin seçtiğiniz beyaz dengesi değerinin belli sınırlar içinde bir altı ve bir üstü değerde üç fotoğraf çekmenizi sağlayan özelliği olan makinalar da vardır. Siz parmağınızı deklansöre basılı tutarsınız , makina 3 tane fotoğraf çeker, birincisi makina hangi beyaz dengesi ayarındaysa ö, ikincisi daha soğuk renkli hali, ikincisi daha sıcak renkli halı şeklinde… Siz beğendiğinizi tutar beğenmediklerinizi silersiniz.

Yanlış beyaz dengesini kontrollü kullanırsanız güzel etkiler de elde etmek mümkün olabilir, örneğin gün ışığınde bir objeyi yanlış beyaz dengesinde çekerek (mesela flaş için olan beyaz dengesinde) sanki gece yarısı dolunay ışığında çekilmiş hissi verebilirsiniz. Sizin kontrolünüz altında olduğu sürece hataları da kendi çıkarınıza kullanabilirsiniz yani.

Öte yandan daha sonra bolca bahsi geçecek olan “RAW” formatında fotoğraf çekerseniz, makinanızın beyaz dengesi ayarının hiç bir önemi yoktur, siz sonradan (hiç bir kalite kaybı olmadan) beyaz dengesi ile istediğiniz gibi oynayabilirsiniz.

{Burada bir parantez açıp teknik bir iki bilgi vereyim, merak ettiğim için ben araştirmiştim, ama normalde özellikle merak etmiyorsanız aşağıdakileri bilmenize hiç gerek yok direk olarak 6. maddeye geçebilirsiniz. Beyaz dengesi konusu, hiç bir fikri olmayan ve ne olduğunu anlamayan birisi için bile son derece basit bir işlemdir dijital fotoğraf makinalarında.

Fotoğraf makinalarında beyaz dengesi , “renk sıcaklığı” olarak “Kelvin” cinsinden veriliyor, “kelvin” , fahrenheit ya da çelcius gibi bir sıcaklık ölçüm birimidir aslında (hani mutlak sıfır = -273 K filan, duymuşsunuzdur mutlaka..). Diyelim ki mavinin değeri 10000 Kelvin işe, bu şu anlama gelir, tamamen siyah bir nesneyi (black body) 10000 kelvine kadar ısıtırsanız bu nesnenin yayacağı ısınlar mavi renkte olur, yanı obje 10000 kelvin’de mavi görünür (pratikte deneyen olmuş müdür bilmem, ama en azından teoride böyle). Aşağıda bir kaç ışık durumu için kelvin değerleri yer alıyor:

1500 k Mum ışığı
2680 k 40 W ampul
3000 k 200 W ampul
3200 k güneş doğusu ve batışı
3400 k Tungsten lamba
3400 k gün batımı ve doğusundan 1 saat öncesi
5000-4500 k Xenon lamba
5500 k Öğle vakti güneşli gün
5500-5600 k Flaş
6500-7500 k Açık, parlak gökyüzü
9000-12000 k Mavi gökyüzü

6. Firmware
Dijital fotoğraf makinası, içinde bir işlemcisi olan minik bir bilgisayardır aslında. O yüzden de bir işletim sistemine ihtiyaç duyar (nasıl ki sizin kullandığınız bilgisayarların işletim sistemi Microsoft Windows ya da bazılarınızınki Linux). Küçük araç gereçlerde (MP3 player, CD writer, fotoğraf makinaları, hatta DVD playerlar, vs) bu işletim sistemine ‘fırmware’ deniyor. Bu firmware makinadaki düğmelere basınca ne olması gerektiği bilgisini tutuyor. Saniyede kaç fotoğraf çekmesi gerektiğinden (burst modu), bir seferde en fazla kaç fotoğraf çekebileceğine, fokuslama hızına kadar bir çok işlem firmware’de saklanan komutlar ve işlemler sayesinde yapılır.

Dijital bir fotoğraf makinası (ya da MP3 player veya başka bir elektronik cihaz) aldığınız zaman mutlaka arada bir bu firmware güncellemelerini takip edin. çünkü her bilgisayar programında olduğu gibi bu makinaların firmware’lerinde de bir takım hatalar olabilir. Bu hatalar da makinanın istenen şekilde davranmasına engel olur. Firmware güncellemelerinde bu hatalar giderildiği gibi, makinada olmayan yeni özellikler de getirilebilir. (windows’un service pack’leri gibi bir nevi) Bunlara en iyi örnek, minoltanın DİMAGE 7 serisidir. Minolta, DİMAGE 7 den sonra DİMAGE 7i diye bir makina çıkardı. Gayet bariz olarak belliydi ki, aslında iki makina da donanım olarak birbirinin aynısıydı ancak ticari sebeplerden dolayı, 7i de (fırmware farklılığı nedeniyle gelen) bir çok özellik varken , 7 serisinde bu özellikler yoktu. Ancak gelen baskılarla minolta sonunda pes etti, ve 49 dolara “DİMAGE 7 Upgrade Kit” diye bir güncelleme firmware’i çıkardılar. Bu yeni firmware ile birlikte bir çok özellik DİMAGE 7 de de oldu (mesela otofokus hızında artış, gerçek zamanlı histogram, arka arkaya fotoğraf çekme hızı vs).. Sonuçta firmware marifetiyle makinanız bambaşka bir makina haline gelebilir. Gerçi bu ‘fırmware ile makinaya yeni özellikler gelmesi’ durumu çok ender olur. Büyük çoğunlukla sadece hatalara yönelik güncellemeler yapılır ancak bunları mutlaka yüklemek gerekir, çünkü hayatınızı kolaylaştırırlar.

Bu arada firmware’lerden söz açılmışken, 300D nin firmware’i ile ilgili bir kaç kelime söylemek gerekir. 300d nin hikayesi de az çok DİMAGE 7 ile benzerlikler gösteriyor, çünkü 300d bir kaç fark dışında Canon 10d ile benzer bir makinadır. Menulerin görünümleri de (küçük farkları saymazsak) aynıdır. O yüzden başlangıçta bir çok insan 300d’nın asılnda 10d özelliklerine sahip olabileceğini düşündü ve Canon’u mesaj yağmuruna tuttu, ancak canon bu isteklere hiç kulak aşmadı (ki ticari olarak çok mantıklı).. Bunun üzerine Rus bir yazılımcı alıp 300d nin firmware’ını kırdı. Şu anda asılnda 300d’de olmaması gereken bir çok özellik bu ‘hacked’ firmware sayesinde geldi (tabii tahmin edersiniz ki bu Rus şahsiyet bütün 300d sahiplerinin kahramanı haline geldi)… Firmware’in kırılması, mevcut Canon firmware’inin bazı saklı özelliklerinin açılması şeklinde olduğu için bir risk teşkil etmiyor.. O yüzden bir çok insan şu anda o firmware ile kullanıyor makinasını (ben dahil) Eğer 300d nız varsa http://satınfo.narod.ru/en/index.html adresinden bulabilirsiniz. Bir kaç vesile ile makinanın garantisinin de bozulmadığını öğrendik.. Türkiye’de teknik servise hack edilmiş firmware ile gönderip sorunsuz bir şekilde geri alan insanlar var.

Benzer bir hikaye de uzunca bir zaman önce aldığım “Archos Jukebox MP3 Player” denen MP3 çalar cihazda meydana geldi. Ancak onda bir grup programcı eski firmware’i atıp baştan herşeyi sil baştan tekrar yazdılar. Çok zor bir isti ancak başardılar.. Eğer aynı mp3 çalardan sizde de varsa bakabilirsiniz : http://rockbox.haxx.se .. Aletin eski haliyle hiç alakası kalmadı. Eskiden yapamadığı bir sürü şey yapıyor şimdi.. Hatta görme özürlü insanlar kullansın diye üzerine geldiğiniz klasörlerin adını sesli bir şekilde okuma özelliği bile var (araba kullanırken çok faydası oluyor :))

Kişisel fikrimi sorarsanız, aldığınız bir cihazin firmware’inin kırılıp değiştiriliyor olması faydalı bir şeydir.. Firmaların düşünmediği ya da ekonomik olarak pahalı gelen bir takım özellikleri birtakım ‘hacker’ insanlar üşenmeden yaparlar, ve o özellik sizin çok işinize yarayabilir. Tabii pimpirikli bir yapıya sahipseniz bu tip kırılmış firmware’lerden uzak durmanız gerekir..

Firmware güncellemelerinin nasıl yapılacağı makinanın marka ve modeline göre değişir. Nikon’un eski DSLR modellerinde firmware güncellemesi için makinayı servise götürmek gerekirken yeni modellerde artık hafıza kartına dosyayı kopyalayarak bu işlemi yapmak mümkün oldu. Firmware güncellemesi biraz dikkat gerektiren bir işlem, ya pillerin yeni olması ya da adaptörle çalışıyor olmasında fayda var makinanızın.. Çünkü eğer güncellemenin ortasında makina kapanırsa o zaman size teknik servis yolu görünmüş demektir. çünkü büyük ihtimalle makina bir daha açılmayacaktir. o yüzden makinanın güncellemenin ortasında kapanmasına engel olmalıdır. Firmware güncellemeleri genellikle dijital fotoğrafçılık haberleri veren sitelerde (dpreview sitesi mesela) ve firmaların kendi sitelerinde duyurulur.

Fotograf Dengesi

admin | Fotoğrafçılık | Perşembe, 05 Temmuz 2007

Fotoğrafı iyi yapan bir özellikte fotoğraf dengesidir. Dengeyi cisim dengesi ve renk dengesi olarak ikiye ayırmak mümkündür. imkan nispetinde kullanım sahası içine yapılan yerleştirmede objelerin homojen dağılımı ön planda tutulmalıdır. Tüm objeler bir kenarda toplanıp fotoğrafın diğer bölümü boş kalmışsa ve tüm objelere karşılık dengeyi koyacak küçük bir hareket veya renkle denge kurulamamışsa fotoğraf dengesiz demektir. Fotoğraf karesi bir tarafa sarkar bir başka deyişle bakışlar, objelerin sıkışık bulunduğu bölümde yoğunlaşır, dikkat buraya toplanır. Bu hata cisim dengesinde olduğu gibi renk dengesinde de yaşanabilir. Çarpıcı renkler kırmızılar, yeşiller, sarılar bir tarafta toplanırsa bu defa da renk dengesi kurulamamış olur.

Flaş

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

Kullanımında, konunun ışık kaynağına olan mesafesi - diyafram ilişkisi vardır. Kılavuz numarası flaşın gücünü belirler. Mesafe değiştikçe diyafram da buna göre değişir. Bu durum, gücü sabit, manual flaşlar için geçerlidir. Flaş alırken uzatma kablosu da almalıdır. 1,5 m.lik bir kablo ile belirli bir açıdan ışık yayabiliriz. Obtüratör açık bırakılarak flaşın bir kaç defa çaktırılması ile de pozlama yapılabilir. Ancak bunun da belirli kuralları vardır. Örneğin f:2.8 gibi bir diyafram değeri veren bir flaş ölçümü, 1 çakım ilave ile f:4 ’e değiştirilebilir. Bundan sonra her fstop için bir öncekinin iki misli kadar bir çakım gerektirir. Flaşlı çekimlerde, flaşın bulunduğu nokta ile objektifin bulunduğu nokta arasındaki mesafe ne kadar fazla ise fonda oluşacak gölgeler de o kadar etkilidir. Gölgelerin oluşmasına engel olmak için siyah fon önünde çekim yapılabilir.

1/3 Kuralı

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

Fotoğrafı çekmeden önce kare, yatay ve dikey olarak üçe bölünür. Bu çizgilerin kesiştiği noktalar iyi bir kompozisyonda ilgi merkezinin yerleşebileceği dört seçeneği gösterir.

Genel olarak konunun tam karenin merkezinde yer aldığı fotoğraflar, konunun merkezden uzakta yer aldığı fotoğraflardan daha az hareketli ve daha az heyecan vericidir. Konunun merkezden kaydırıldığı fotoğraflarda üçte bir kuralı ’ndan (Altın oran) yararlanılabilir. Manzara fotoğraflarında da ufuk çizgisi de üçte bir kuralına göre yerleştirilebilir. Ufuk çizgisini merkeze yerleştirmekten kaçınmalıdır.

Kadraj

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

Fotoğraf kompozisyonunda beşinci öğe kadraj yani çerçevelemedir. İlgi merkezini ön plandaki nesnelere çerçevelemek fotoğrafta yer alan asıl konuyu diğerlerinden ayırt etmek için gereken derinlik hissini kazandırır. Bir fotoğrafta, kadraja karar vermek konuya bağlıdır. Çerçeve olarak neyin kullanılacağı buna göre değişecektir.

Yalınlık

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

ilk ve belki en önemli öğe yalınlıktır Fotoğraftaki ilgi merkezine dikkat çekmenin yolları aranmalıdır. Bunun bir yolu, konuyu dikkati dağıtmadan ortaya çıkaracak bir fon seçmektir. Fotoğrafta öyle bir kompozisyon yaratılmalıdır ki, fotoğrafın çekim nedeni açık olarak görülsün ve görüntü ye giren tüm nesneler ilgi merkezi olarak seçilen konuyu tamamlasınlar. Demek ki fotoğrafları yalınlaştırmak ve ilgi merkezini güçlendirmek için, karmaşık olmayan bir fon seçmeli, konuya yaklaşarak ilgisiz nesneler fotoğraf alanı içine alınmamalıdır.

Kompozisyon

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

KompozisyonKimi fotoğrafları diğerlerinden farklı ve göze çarpıcı kılan nedenlerden biri de güçlü kompozisyonlarıdır. Kendine ait hikayesi olan bir konu iyi bir kompozisyon oluşturur. Fotoğrafın icadından 2000 yıl önce Yunanlılar ve Romalılar bunun farkındaydılar. Bu mimarilerinde açıkça görülmektedir. Bugün de kompozisyon, çağdaş mimarinin önemli bir parçasıdır. Fotoğrafta kompozisyonun basit bir tanımını, “Kare içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçmek ve düzenlemek” olarak yapabiliriz.

Kompozisyon yaparken, figür yada nesneler belli konumlara yerleştirilir veya değişik bakış açıları seçilir. Kameranın küçük hareketleri ile çok farklı kompozisyonlar elde edilebilir. Bazen tesadüfen iyi bir kompozisyon yakalanmış olsa bile, çoğu iyi fotoğrafta yaratıcılık söz konusudur. İyi bir fotoğraf yaratabilmek için önce iyi kompozisyonun temel öğeleri öğrenilmelidir. Bu öğeler, doğal düşünce sisteminin parçası haline geldiği zaman tasarım anlayışını bileyerek fotoğraf çekmeye yardım eder.

Makro çekim

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

Diğer ismi makro olan çekimler için uzun odaklı objektiflere ya da close-up lens, konvektör veya extension tupe denilen ve objektifin odak uzaklığını değiştiren küçük borular gibi yardımcı malzemelere ihtiyacımız olacaktır. Genellikle piyasadan alacağımız fotoğraf makineleri ile gelen 50 mm.lik normal açılı objektifler makro çekimi için uygun değildir. Bu objektiflerle konuya 45-50 cm.den daha fazla yaklaşmak mümkün değildir. Oysa tele objektifler aynı mesafeden konunun daha az (ayrıntıyı) bir bölümünün film üzerine düşmesini sağlar. Konuya daha fazla yaklaşarak ayrıntıların fotoğraflarını çekmek için tele veya Zum objektifler kullanılır.

Makro çekimlerde, alan derinliği çok kısıtlıdır, dar açılı objektif ve konuya yaklaşma alan derinliğini azaltır. Bunun yanı sıra birde açık diyafram tercih edildiğinde alan derinliği bazen santimlerle (kullandığınız objektif ve yaklaşma durumunuza bağlı olarak bazen milimetre bile olabilir) ifade edilecek kadar azalır. Alan derinliğinin azalması, konunun can alıcı yerinin net, geri planın tamamen netsiz olması fotoğrafa ayrı bir anlatım katar. Böylece belirtmek istediğiniz konu çevresinden ayrılıp ön plana çıkar.

Makro çekimlerde doğru noktanın seçilerek netlik ayarının yapılması gereklidir. Netliği etkileyen diğer önemli bir nokta ise, bu tür için kullanılan objektiflerin genellikle ağır olmasıdır. Bu ağırlık yüzünden makine ve objektif titremeye müsaittir. İlkbahar aylarında bir çiçek makrosu çekmek istediğiniz de ortamda ki rüzgar çiçeğin sallanmasına sebep olacaktır, bu yüzden doğru netlik noktasını bulmanız hemen hemen imkansız bir hale gelecektir. Bu durumlarda en uygun çekim için rüzgarın en az olduğu saatlerin tercih edilmesi ve çekimde sehpa kullanmaktır.

Geniş açılı (balıkgözü) objektiflerle makro çekimler yapıldığında objede meydana gelecek perspektif kaymaları ilginç görüntüler meydana getirebilir.

Denklanşör Kablosu

admin | Fotoğrafçılık | Salı, 03 Temmuz 2007

Sehpaya monte edilmiş fotoğraf makinesini kullanırken deklanşöre basan parmağımızın makineyi kımıldatma olasılığı vardır. Bunu giderebilmek için kullanacağımız bir deklanşör kablosu, parmağımızın yapacağı basıncı fotoğraf makinesine iletmeden deklanşörün basılmasını ve çekimin yapılmasını sağlayacaktır. Ayrıca çok uzun deklanşör kabloları ile de uzaktan çekim yapılabilir.

msn nickleri - hobi - msn nickleri - msn kur - dizi izle

Arşiv: 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25-26-27-28-29-30
31-32-33-34-35-36-37-38-39-40-41-42-43-44-45-46-47-48-49-50-51-52-53-54-55-56-57
58-59-60-61-62-63-64-65-66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80-81-82-83-84
85-86-87-88-89-90-91-92-93-94-95-96-97-98-99-100-101-102-103-104-105

eXTReMe Tracker
Toplist