1) Halıdaki sigara yanıklarından, yanık yerler üzerinde zımpara kağıdı ile dairesel
hareketler yaparak kurtulabilirsiniz.
2) Mobilyaların yerlerini değiştirdiginizde halıların üzerinde iz bırakır.Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. İzden eser kalmadığını göreceksiniz. 
3) Çekmeceleri içini boşaltmadan temizlemek istiyorsanız, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin.
4) Lambalarınızın üzerine kullanmadığınız kokularınızdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarınızı yaktığınızda mis gibi koku yayıacaktir.( Fazla sürmeyin.)
İSMEK BEŞİKTAŞ 2005 - 2006 Yılı SergisiGiderayak ‘hadi güncelliyim bari’ deyip çok vaktimin olmadığından hazır yollanmış ve saklanmış post u kullandım…

Yakın

Yakın

Yakın


Boncuk işleri hakkında hiç bişey yazamadım, çünküü çok sıcak, bende çok fena oldum bayılacam şimdi. O nedenle özür diliyor bi dahaki sefere iiyice gevezelik edebilme dileği ile hoşçakalın
( bizde bayılmıyoduk gevezeliğine zaten dediğinizi duymadım sayıyorum
kimse demese Havva der! )
Ağacın altına konmuş birkaç boş çay bardağının fotoğrafını çekmek neden Ayasofya’yı görüntülemekten daha fazla zevk versin diye sormak kesinlikle saçma olmaz. Benim cevabım ise oldukça basit bir neden: an’lık farklılıkları yakalama istediği. İlkinde aslında fotoğraflanacak bir şey yok gibi gelse de, kendine has görsel ve kültürel pek çok malzeme bir arada bulunmakta, bunu fark edip kendi görüşünüzü katarak o anın bir görüntüsünü elde etmek sonuçta oldukça heyecan verici bir duygu.
İyi bir bakış elde etmenin en kolay yolu her zaman konuyu önce kafamızda canlandırarak, gerekenden fazlasını katmadan etkiyi de eksik bırakmadan olmasını istediğimiz fotoğrafı çekmeye uğraşmaktır. Özellikle başlangıçta her zaman aklınızda canlandırdığımız görüntüyü elde edemeyebilirsiniz ancak konuyu ayırt etmeye başladığınız andan itibaren kendinize özgü bakışınızı kazanmaya da başlarsınız. Bu bakış sizin seçiminizdir, sizin görüşünüzdür, fotoğraf kadrajınızdır.
Kısaca bu artık sizin fotoğraf bakışınızdır. Aynı konu ile ilgi her bir fotoğrafçının kendine has bakışı, farklı bir anlatımı, farklı bir yaklaşımı vardır. Bu nedenle başta fotoğrafçılıkta isim yapmış üstadların olmak üzere mümkün olduğunca çok fotoğraf incelemenin ve benzerlerini çekmeye çalışmanın da bu bakışı yakalamayı öğrenmek yolunda oldukça faydası vardır. Beğendiğiniz fotoğrafların benzerlerini çekmeye çalışın ve kendi üslubunuzu katarak kendi bakışınızı ortaya koyun. Çalışmaya başladıktan sonra kendinizdeki ilerlemeyi fark edeceksiniz.
Fotoğraflarınızı çekerken unutmamanız gereken bir konu da kadrajınızın sınırlarıdır. O sınırlardan içeriye beklenmedik umulmadık konular girebilir, bunu çekim sırasında fark edemezsiniz. Baskınızı aldığınızda sağda solda yarım kesilmiş bazı görüntülerin varlığı sizi mutsuz eder. Bunun olmaması için kadrajınızı etrafı istenmeyen konulardan uzak kalacak şekilde ayarlayın. Hiçbir şeyin girmeyeceğinden emin olun, özellikle çalışma aşamasının başında iseniz ve çekeceğiniz konuda vaktiniz yeterli ise kadrajınızın kenarlarını birkaç kez kontrol edin.
1500 k - Mum ışığı
2680 k - 40 W ampul
3000 k - 200 W ampul
3200 k - güneş doğusu ve batışı
3400 k - Tungsten lamba
3400 k - gün batımı ve doğusundan 1 saat öncesi
5000-4500 k - Xenon lamba
5500 k - Öğle vakti güneşli gün
5500-5600 k - Flaş
6500-7500 k - Açık, parlak gökyüzü
9000-12000 k - Mavi gökyüzü
Fotoğraf makinasını aldıktan sonra ilk işimiz onun taşınması ve nasıl tutulması gerektiğini öğrenmeliyiz. Öncelikle iyi bir çanta alınmalı. Çantanın nasıl olması gerektiği yardımcı araçlar bölümünde açıklanacaktır. Burada çekim süresince 35mm SLR fotograf makinasının nasıl taşınması ve nasıl tutulması üzerinde duracağız.
Fotograf makinası boyuna asılı olarak göbek seviyesinde taşınmalıdır. Burada durması makinanın sağa sola çarpmasını engeldiği gibi çok kısa sürede çekim pozisyonu almayıda kolaylaştıracaktır. Ellerin boş olması doğa’da ihtiyacınız olan dengeyi sağlayacaktır.
Çekim anında öncelikle sol el avuç içi yukarı bakacak ve öne
doğru açılırarak makina denge noktası avuç içine tam oturtulmalıdır. Parmakları çok sıkmadan hafif bir şekilde kavramalı. Sağ elimizlede makinanın sağ tarafını kavradıktan sonra çekeceğimiz konuya doğru yönlenmeliyiz. Bakaç sağ gözümüze iyice yaklaştırılmalı ve iyi bir kompozisyon seçmeliyiz. Kompozisyon seçiminden önce en azından bir kolumuzu gövdemize yapıştırmalıyız. Böylece sallanma riskini enaza indirdikten sonra bir kontrolle beraber nefesimizi tutup deklanşöre basmalıyız.
Sehpa kullanmadan elde yapılan çekimlerde en düşük perde hızı hesabını unutmayın. Örnek verecek olursak 50mm odak uzaklığı olan objektif için en düşük perde hızı odak uzaklığının 1′e bölümünden elde edilecek enstantane değeri 1/50 olacaktır. En düşük perde hızı 1/50 değeri olmadığı için buna en yakın ve büyük değer olan 1/60 ve üzeri olmalıdır. 100mm odak uzaklığı olan objektif için 1/100′e yakın ve büyük perde hızı yani enstantane 1/125 olmalıdır.
Işığın yeterli olmadığı veya sehpamızın olmadığı durumlarda her zaman geçerli olmayacak çözümler arasında bir yere yaslanmak, oturarak veya makinayı sabit bir şeyin üstüne koyarak çekimi gerçekleştirebiliriz. Bunların yanında hızlı filmler kullanarak yüksek enstantane değerlerine de ulaşabiliriz. Bu durumu sonucunda grenlerin büyüklüğü bizi rahatsız edebilir.
Aslında tam olarak öyle de denemez, çünkü Oktay ustanın önlükleri nakış işlemeli değil ama cicili bicili. Beni çekende bu cici bici oldu zaten ilk başta. Önlük tamam da ( evdeki mevcut önlük üzerinden bi kalıp çıkardım ) kep nasıl olacaktı. Hiç bir Burda dergimde böyle yada benzeri bi kalıp yoktu hem ne gezer ? Netten araştırdım YOK! Ne yapsam ne etsem derken kendi kendime küçük denemeler yaptım, yeri geldi kağıtla yeri geldi bez parçalarıya. Ama başardım. Yine de bi onay almam gerekiyordu. Daha önceden tecrubesi olan teyzeme ( kızının çeyizinde yapmıştı da ) teyzelerin bi tanesine ( böyle diyomda bende 3 teyze var diğerleri kıskanmasın hepsi benim için teyzelerin bitanesidir ) anlattım O’na, O’da öyle de olur böylede ( anlatımlarda paylaşacağım önerisini ) Ama ben kendi denediğimi yaptım o kadar düşünme-emek boşa gitmesin değilmi?
Bir yandan resimlerede bakalım…
..
Çok severek takip ettiğim ( programını, blogunu, kitap hatta gazete eklerini bile ) Oktay ustanın önlüklerine benim gibi bi çok kişi hayran, blogunda bu tür yorumlara rastlamak mümkün. İlk gördüğüm andan beri yapmayı düşünüyordum…

Tamam, yapacam da kim takacak? Sanki evdemi duruyosun? Bi hafta sonu için değermi? derken son zamanlarda mutfakta hayli vakit geçirerek dikkatimi celbeden ( ben onun yaşında mutfağa bi su alamaya giderdim -pek hoşlanan biri değildim evin o bölümünden-) en küçük kardeşim Esin’e yapayım dedim. O’na sadece önlük değil pasta malzemeleriyle bir de takım çantası düzeceğiz 

Yine uzun zamandır denemek için heveslendiğim elde aplike işini de bu çalışmada yapmayı başardım. Netten araştırarak yapımını öğrendiğim bi teknik daha oldu yine ( bi de acele ettiğim kurdele işi kaldı deneyeceğim ). Ah internet iyiki varsın Allah eksikliğini göstertmesin bize 
Hasılı esin’e götürdüğümde pazar günüydü ve o pazar beykozda annemlerin bahçeye gidiyorduk. Aslında önlükte bir-iki rütuş vardı ama Esin’in tepkisini merak ettiğim için ( tepki kötü de olabilirdi o pembe renkten hoşlanmaz ama elimde en canlı renk o idi, ayrııca nakışlı şeylerlerde arası yoktur ama çiçeğin bombeli olması hoşunamı gitti ne sevip çimdikleyip durdu
) daha fazla dayanamadım ve götürdüm verdim. E beğendi tabi. Bi tek o değil ogün gelen diğer misafirlerde beğendi. Aman bende bi keflendim sormayın getsin
Siparişte aldım dün düğünü olan ve ne yazıkki Australia’ya bi kız daha yolladığımız Melek’ciğime ( gitmeden yetiştirebilirim inşallah ) yapacağım. Birde akrabamızda sevdiğim yengelerimden olan Melek yengemin güzel kızına yapacağım, tabi Havva’da var, aman Esra seni unuturmuyum hatta Esma’mada mı yapsam
Amaan 1 senede anca biter bunlar yaa…
Resimler için aslında özür dilemem gerek. İstediğim gibi güzel olmadılar hele alttaki yakın çekimler FiYaSkO. Ama sizi daha fazla merakta komamak için acele ile çekip yayınlayayım dedim. Daha net fotoğraflarını çektiğim zaman değiştireceğim bu kötülerle güzellerin yerini…

Bu tip çekimlerde öncelikle ekipmanınızın tam olması gerekir. Objektif, uzatma tüpü, körük ya da benzeri ekipmanlardan biri eksikse istediğiniz kareleri yakalama şansınız düşük olur.
Ayrıca çekim yapılacak ortama uygun aksesuarları da kullanmanız gerekir. Örneğin kapalı bir mekanda makro çalışması yapacaksanız halka flaşınızın olması gerekir. Çünkü kapalı mekanlarda ışık yetersiz olur ve makro fotoğrafçılığında en çok ihtiyaç duyacağınız şey ışıktır.
Üçüncü ihtiyacınız olan şey ise ‘sabır’dır. Her ne kadar fotoğrafçılığın hemen hemen bütün dallarında çalışan fotoğrafçılar için sabırlı olmak en önemli özelliklerden biri olsa da makro fotoğrafçılığında bu iki kat daha önemlidir. Çünkü zaman zaman saatlerce bir konunun istediğiniz açı ya da ışığa gelmesini bekleyebilirsiniz. Ya da istediğiniz ışık geldiğinde konu yerinde olmayabilir. Özellikle böcek vb. küçük hayvanları fotoğraflarken sabırlı olmak gerekir. Çünkü bu hayvanları istediğiniz gibi (canlı olanlarını) yönlendirmeniz mümkün olmayabilir.
Son olarak dikkat edilmesi gereken konu makro fotoğrafların bol ışıklı ortamları sevdiğidir. Teknolojileri ve çekim teknikleri sebebiyle yeteri kadar ışık kullanılamayan makro fotoğrafçılığında bol ışıklı ortamlar tercih edilmelidir. Düşük aydınlatmalı mekanlarda hem uzun süreli pozlama yapılmak zorunda kalınır hem de alan derinliği çok düşük olur. Ki ikisi de istenen şeyler değildir. Bu yüzden ya açıkhavada güneşli ya da bol ışıklı günlerde çekim yapın. Ya da yanınızda kendi ışık kaynağınızı (mesela halka flaş) taşıyın.Konuyu toparlayıp bu makalemize bir nokta koymak gerekirse; Fotoğrafçılığın en zevkli bölümlerinden biri olan makro fotoğraf bir dizi özel ekipmanla yapılan, yorucu, sabır gerektiren ama bir o kadar da eğlenceli bir çalışmadır. İster özel bir makineniz olsun isterseniz çeşitili aksesuarlarla onu makro fotoğraf çeker hale getirin, elde ettiğiniz sonuçlar bazen sizi ve çevrenizdekileri bile şaşırtacak kadar değişik olabilir.
Yazan : Özgür Çetin
Esin kardeşime süpriz hediyemi verdim, çok beğendi çok sevindi. Bende beğenmesine sevindim. Bitmiş halini çektim fakat bilgisayara indirince resimleri beğenmedim. Bir kez daha çekmem gerek, bunun için bi akşam onlara gitmem gerek. Çok vaktimi almaz sizi daha fazla merakta komam merak etmmeyin. Biçok ilk deneyimim oldu bu süpriz hediye üzerinde. Biraz ipucu vereyim mi? Geçen aplike olduğunu demiştim, azıcıkta elde sap işi nakış, komple dikiş ve sonuçta şeker bi mutfak önlüğü. Veeeeee kendimde umut gördüğüm parça, kep
evet aşçı kepi diktim. Aynı Oktay Usta keplerinden. Ben yaptım beeen, vallaaaa
Bu kadar güzel olacağını kendim bile tahmin edemezdim
tamam tamam övmeyeceğim daha kendimi
bırakiiimde siz övün değilmi? Ya tamam! gıcıklıkta yapmicam uf suuuuustum…Mutfak önlüğünü yayımlayana kadar benzer elişleri ile sizi baş başa burakiim. Isınalım değilmi…
İSMEK BEŞİKTAŞ 2006



Bu arada mutfak önlüğünü dikerken ve işlerken aşamalarını çektim…